Faşist rejimin ayakları üzerine dikildiği 2016 yılında 200 bin civarında olan mahpus sayısı, aradan geçen on yılda yaklaşık 2,5 katına çıkmıştır. Aynı dönemde 200’ü aşkın yeni cezaevi inşa edilmiştir. Hırsızlık, dolandırıcılık, kara para aklama, uyuşturucu ticareti ve cinsel saldırı gibi suçlardan hüküm giyen mahkûmların önemli bir bölümünün denetimli serbestlik yoluyla salıverildiği düşünüldüğünde bu devasa aygıtın kimler için ve hangi ihtiyaç doğrultusunda büyütüldüğü daha açık biçimde görülmektedir. Kapasite büyürken içerisi siyasi mahpuslarla, gazetecilerle, öğrencilerle, sanatçılarla, sendikacılarla, seçilmiş siyasetçilerle ve toplumsal muhalefetin farklı kesimleriyle doldurulmaktadır.