22 Kasım 1916’da böbrek yetmezliği sonucu hayatını kaybeden London, zamanın ruhunu yakalayan ender yazarlardandı. “Bana Göre Hayatın Anlamı” makalesinde şöyle diyordu: “Başımın üstündeki heybetli toplum yapısı artık bana bir haz sunmuyor. İlgimi çeken, o yapının temeli. Orada entelektüeller, idealistler ve sınıf bilinçli işçilerle omuz omuza, levye elimde, gökdeleni sallayan bir kaldıraç oluşturmaktan memnunum. Bir gün, birkaç levye daha tutacak eller bulduğumuzda, onu tepe üstü devireceğiz; bütün çürümüş yaşamları ve yürüyen ölüleri, canavarca bencilliği ve alık maddeciliğiyle… Sonra mahzeni temizleyip, insanlık için, oturma odasının bulunmadığı, tüm odaların ışıklı ve havadar, solunan havanın temiz, asil ve canlı olduğu bir ortam yaratacağız.”