Marx’ın Kapital’ini Okumak, II. Cilt /13

Marx’ın Kapital’ini Okumak, II. Cilt /13 Elif Çağlı

İKİNCİ KISIM: SERMAYE DEVRİ

Bölüm 8: Sabit ve Dolaşır Sermaye

I. Biçim Farklılıkları

Daha önce görüldüğü üzere, değişmeyen sermayenin bir bölümü, yaratılmasına katkıda bulunduğu ürünlerin üretim sürecine girdiği kullanım biçimini korur. Böylece, değişmeyen sermayenin bu bölümü sürekli yinelenen emek süreçlerinde aynı işlevleri daha uzun ya da daha kısa süreler için yerine getirir. Örneğin sanayide kullanılan binalar, makineler vb., kısacası emek araçları bu kapsama girer. Değişmeyen sermayenin bu bölümü, kendi kullanım değeriyle birlikte kendi değişim değerinden yitirdiği oranda ürüne değer aktarır. Bu değer aktarımı bir ortalama hesabıyla belirlenir: “Üretim aracının üretim sürecine girdiği andan başlayıp tümüyle kullanıldığı, tükenip bittiği ve yerine aynı türden bir yenisinin koyulmasının ya da yeniden üretilmesinin gerektiği ana kadar devam eden kendi ortalama işlev süresiyle ölçülür.”

Demek oluyor ki, değişmeyen sermayenin bu bölümünün kendine özgü özelliği şudur:

Bitmiş ürün ve bu ürünü oluşturan öğeler, meta olarak dolaşım alanına geçmek üzere üretim sürecinin dışına atılır. “Buna karşılık emek araçları, içine bir kez adım attıktan sonra üretim alanından bir daha hiç ayrılmaz. İşlevleri onları oraya bağlı tutar.” O halde, yatırılan sermaye değerinin bir bölümü, süreç içindeki emek araçlarının işlevleriyle belirlenen bu biçim içerisinde sabitlenmiş bulunur. Emek aracının işlevini yerine getirmesi ve dolayısıyla aşınıp yıpranması ile değerinin bir bölümü ürüne aktarılır, bir başka bölümü emek aracında ve dolayısıyla üretim sürecinde sabitlenmiş olarak kalır. “Bu şekilde sabitlenmiş olan değer, emek aracının yararlı ömrünü tamamlamasına ve dolayısıyla da değerini, daha kısa ya da daha uzun bir dönemde, durmadan yinelenen bir dizi emek sürecinden çıkıp gelen bir yığın ürüne dağıtmasına kadar, sürekli azalır.” Fakat emek aracı olarak hâlâ etkin olduğu sürece, başlangıçta kendisinde sabitlenmiş olan değerin yalnızca bir bölümü ürüne geçer ve bu bölüm meta stokunun bir bileşeni olarak dolaşır. “Emek aracı ne denli dayanıklıysa, aşınıp yıpranması ne denli yavaşsa, değişmez sermaye değeri o denli uzun bir süre boyunca bu kullanım biçiminde sabitlenmiş olarak kalır. Ama, dayanıklılık derecesi ne olursa olsun, onun ürüne değer aktarma oranı her zaman kendisinin toplam işlev süresiyle ters orantılıdır. Değerleri aynı olan iki makineden biri beş yılda, öbürü on yılda ıskartaya çıkıyorsa, birincisi, aynı zaman aralığında, ikincisinin aktardığının iki katı büyüklüğünde değer aktarır.”

Burada incelemekte olduğumuz sermaye parçasının dolaşımının kendine özgü yanları vardır. “Birincisi, kendi kullanım biçiminde dolaşmaz; yalnızca değeri dolaşır; bu da, adım adım, parça parça, değerin ondan meta olarak dolaşan ürüne geçmesi ölçüsünde gerçekleşir. Kendisinin tüm işlev süresi boyunca, değerinin bir bölümü her zaman onda sabitlenmiş, üretilmelerine yardım ettiği metalar karşısında bağımsız olarak kalır.” Değişmeyen sermayenin bu bölümüne sabit sermaye biçimini veren özellik işte budur. Buna karşılık, üretim sürecinde yatırılan sermayenin tüm diğer maddi bileşenleri döner sermaye ya da dolaşır, akıcı sermayeyi oluşturur.

Üretim araçlarının diğer bir bölümü ise (buhar makinesinin kömürü gibi, işlev görmeleri sırasında emek araçları tarafından tüketilen yardımcı maddeler) maddi olarak ürüne girmez. Bunların yalnızca değerleri ürün değerinin bir bölümünü oluşturur. Ürün kendi dolaşımı içinde bunların değerini de dolaştırır. Bunların sahip oldukları bu özellik sabit sermaye ile ortak yanlarıdır. Ama bunlar, girdikleri her üretim sürecinde bütünüyle tüketilirler ve dolayısıyla her yeni üretim süreci için yerlerine aynı türden üretim araçlarının koyulması gerekir. Demek ki bunlar işlevlerini yerine getirirlerken kendi özgün kullanım biçimlerini korumazlar. Dolayısıyla, bu sermaye değerinin hiçbir parçası işlevlerini yerine getirirken eski kullanım biçimlerinde, doğal biçimlerinde sabitlenmiş olarak kalmaz.

Ürüne hammadde olarak giren bazı kullanım değerlerinin, keyif verici kimyasal maddeler örneğine benzer biçimde, bireysel tüketime konu olmaları mümkündür. Oysa makineler vb. gibi emek araçları sabit sermayenin maddi taşıyıcılarıdırlar ve artık hiç işe yaramaz duruma gelene dek yalnızca üretken biçimde tüketilir, bireysel tüketime giremezler. Ancak taşıma araçları bir istisna oluşturur. Bunların üretken işlevleri sırasında doğurdukları yararlı etki olan yer değiştirme, yolcuların bireysel tüketimine konu olur. Yolcu, öteki tüketim nesnelerinin kullanımı için nasıl bir karşılık ödüyorsa, aynı şekilde bunların kullanımı için de bir karşılık öder.

Kimyasal maddelerin üretiminde, hammaddeler ile yardımcı maddeler arasındaki ayrım belirsizleşebilir. Bu durum bazı örneklerde emek araçları ile yardımcı ve hammaddeler ayrımı için de geçerlidir. “Örneğin tarımda, iyileşmesi için toprağa eklenen maddeler kısmen ürünün oluşturucu ögeleri olarak bitkisel ürünlere geçer. Diğer yandan, bunların etkileri, örneğin 4-5 yıl gibi uzunca bir döneme yayılır. Bu nedenle bunların bir bölümü, ürüne maddi olarak girer ve böylece değerini ürüne hemen aktarırken, bir başka bölümü, eski kullanım biçiminde, değerini de sabitler. Üretim aracı olarak varlığını sürdürür ve bu nedenle sabit sermaye biçimini alır. İş hayvanı olarak bir öküz sabit sermayedir. Kesilip yenirse, emek aracı olarak da, sabit sermaye olarak da işlev görmez olur.”

Üretim araçlarına yatırılmış olan sermaye değerinin bir bölümüne sabit sermaye karakterini kazandıran belirleyici nitelik, bu değerin kendine özgü dolaşım tarzıdır. Bu özgün dolaşım tarzı, emek aracının kendi değerini ürüne aktarırken sergilediği özgün tarzdan kaynaklanır. Ve bu tarz da, emek araçlarının üretim sürecinde yerine getirdikleri işlevin özel bir türde olmasına bağlıdır.

Bir üretim sürecinden ürün olarak çıkan bir kullanım değerinin, bir başka üretim sürecine üretim aracı olarak girdiğini biliyoruz. Bir ürünü sabit sermaye yapan şey, onun bir üretim sürecinde ancak emek aracı olarak işlev yapmasıdır. Fakat unutulmasın, bir üretim sürecinden yeni çıktığı sırada o henüz hiçbir şekilde sabit sermaye değildir. “Örneğin, bir makine, bir makine imalatçısının ürünü ya da metası olarak, onun meta-sermayesi içinde yer alır. Ancak alıcısının, onu üretken biçimde kullanan kapitalistin elinde sabit sermaye olur.”

Öteki tüm koşullar aynı kalırken, emek aracının sabitlik derecesi onun dayanıklılığı ile birlikte artar. Emek araçlarında sabitlenmiş olan sermaye değeri ile bunun tekrarlanan emek süreçlerinde ürüne aktardığı bölüm arasındaki büyüklük farkını belirleyen faktör işte bu dayanıklılıktır. Bu değer aktarımı ne denli yavaş olursa, o sabit sermaye üretim süreçlerinde o kadar uzun zaman kalmış olur. Emek aracı artık ömrünü tükettiğinde ise kullanım değeriyle birlikte değerini de yitirmiş olur. Bundan böyle o emek aracı artık bir değer taşıyıcısı değildir.

Bazen yardımcı maddeler, hammaddeler, yan ürünler gibi gerçek anlamda emek aracı olmayan üretim araçları da emek araçları gibi hareket eder ve dolayısıyla sabit sermayenin bir varlık biçimine dönüşebilirler. Örneğin toprağın iyileştirilmesi için toprağa katılan kimyasal maddeler açısından durum budur. Bu gibi örneklerde ürüne giren yalnızca bu sabit sermaye değerinin bir kısmı değil, fakat bu değerin taşıyıcısı olan kullanım değeridir (örneğimizde kullanılan kimyasal madde).

Marx iktisatçıların temel bir yanlışına işaret etmiş ve onların sabit ve döner sermaye kategorilerini değişmeyen ve değişen sermaye kategorileri ile karıştırdıklarını açıklamıştır. Ayrıca, iktisatçıların kavramları tanımlarken içine düştükleri karışıklığın dayandığı başlıca noktaları da açıklar Marx. Örneğin binalar gibi bazı emek araçlarını fiziksel olarak karakterize eden hareketsizlik durumu sabit sermayenin genel özelliği gibi ele alınır. Oysa toprağa kimyasal katkı olarak kullanılan örnekte olduğu üzere, hareketli olup değer ilişkisi bakımından sabit sermayenin parçasını oluşturan örnekler vardır.

Ya da yalnızca belli toplumsal koşullar altında sermaye haline gelebilen nesneler, sanki taşıdıkları nitelik gereği kendiliğinden sabit ya da döner sermaye haline gelebilirlermiş gibi yanlış yaklaşımlar sergilenir. Oysa bir emek aleti ancak kapitalist üretim tarzı altında “üretken sermaye”nin parçası haline gelir ve sabit sermaye niteliğini kazanabilir. Marx sabit ve döner sermaye ayrımı açısından aydınlatıcı bir örnek de verir. Şöyle ki, sığırlar iş hayvanı olarak sabit sermayedirler; ama kesim hayvanı olarak bir ürünün hammaddesi olarak kullanıldıklarında (sucuk örneği), sabit değil döner sermayedirler.

Bir üretim aracının, yinelenen ama birbirleriyle bağlantılı olarak bir üretim dönemi oluşturan emek süreçlerinde uzunca bir süre yer alması, tıpkı sabit sermayede olduğu gibi kapitalistin icabında uzunca bir dönem için sermaye yatırımı yapmasını gerektirebilir. Ama salt bu durum onun bu sermayesini sabit sermaye haline getirmez. “Örneğin tohum, sabit sermaye değil, yalnızca, yaklaşık bir yıl süreyle üretim sürecinde sabitlenen ham maddedir.”

Makineler örneğinde olduğu gibi, emek araçlarının bir kısmı üretim sürecine girer girmez mekânsal olarak sabitlenir; ya da fabrika binaları, yüksek fırınlar, kanallar, demiryolları vb. örneklerde olduğu gibi, bu taşınmazlar daha baştan mekâna bağlanmış biçimde üretilir. Emek aracının, içinde işlev göreceği üretim sürecine böylece kesintisiz şekilde bağlanmış olması, aynı zamanda onun fiziksel varlık biçimi yüzündendir. Fakat öte yandan, bir başka emek aracı, tıpkı bir lokomotif, bir gemi, bir iş hayvanı vb. gibi, fiziksel olarak sürekli yer değiştirebilir, hareket edebilir; ama gene de sürekli olarak üretim süreci içinde kalabilir. O halde salt hareketlilik ya da hareketsizlik kendi başına sermayeye sabit sermaye niteliğini kazandıramaz. Ancak diğer bir özellik olarak, kimi emek araçlarının bulundukları yere sıkı sıkıya bağlanmış, toprağa kök salmış olmaları, sabit sermayenin bu bölümüne ulusların ekonomilerinde özel bir rol verir. “Bunlar, yurt dışına gönderilemez, meta olarak dünya pazarında dolaşamaz. Bu sabit sermaye üzerindeki mülkiyet hakkı, el değiştirebilir, alınıp satılabilir ve bu ölçüde, düşünsel olarak dolaşabilir. Hatta bu mülkiyet hakları, örneğin hisse senetleri biçiminde, yabancı piyasalarda dolaşabilir.”

Önemli bir nokta, üretilmiş ve dolaşıma girmiş olan ürünlere isabet eden sabit sermaye değerinin durumudur. “Sabit sermayenin kendine özgü dolaşımı, kendine özgü bir devir doğurur. Sabit sermayenin kendi doğal biçimindeyken aşınma ve yıpranma yoluyla yitirdiği değer parçası, ürünün değer parçası olarak dolaşır. Ürün, kendi dolaşımı aracılığıyla metadan paraya dönüşür; dolayısıyla emek aracının değerinin ürün tarafından dolaştırılan parçasının başına da aynı şey gelir; emek aracı üretim sürecinde değer taşıyıcısı olmaktan ne oranda çıkarsa, bu değer de aynı oranda dolaşım sürecinden para olarak damlar.” O halde sabit sermayenin değeri ikili bir varlık kazanmaktadır. Onun bir bölümü, değerini parça parça ürüne aktaran makineler örneğinde olduğu gibi, üretim sürecindeki kullanım biçiminde kalırken, diğer bir bölümü para şeklinde ondan ayrılmaktadır. Netice olarak, örneğimizdeki makinenin para biçimine dönüştürülmüş olan değer parçası sürekli büyürken, doğal biçimi içinde üretim sürecine sabitlenmiş değer bölümü sürekli küçülmektedir.

Üretken sermayenin bu sabit kısmının devrindeki kendine özgülük burada belirginlik kazanır. Diyelim 10.000 sterlin değerindeki bir makinenin işlevsel ömrü örneğin 10 yılsa, başlangıçta bu makineye yatırılan değerin devir zamanı 10 yıl olur. “Bu sürenin bitiminden önce makinenin yenilenmesi gerekmez; kendi doğal biçiminde işlev görmeyi sürdürür. Bu arada, makinenin değeri, üretimlerine sürekli olarak hizmet ettiği metaların değer parçaları olarak parça parça dolaşır ve böylece, 10 yılın bitiminde tümüyle paraya dönüşene ve paradan yeniden bir makineye dönüştürülene, yani devri tamamlanana dek, adım adım paraya çevrilir.” Bu makinenin yenilenme zamanı gelene kadar makinenin değeri, daha başlangıçtan itibaren bir yedek para fonu (amortisman hesabı) biçiminde yavaş yavaş biriktirilir.

Bunun dışındaki üretken sermaye öğeleri, kısmen yardımcı ve hammadde olarak değişmeyen sermayeden, kısmen de emek gücüne yatırılmış olan değişen sermayeden oluşur.

Değişmeyen sermayenin yardımcı ve hammaddelerden oluşan bölümünün değeri, üretilen metanın değerinde yalnızca aktarılmış değer olarak yeniden boy gösterir. Oysa emek gücü, emek süreci aracılığıyla ürüne kendi değerinin bir eşdeğerini ekler, bir başka deyişle kendi değerini fiilen yeniden üretir. “Bunun ötesinde: Yardımcı maddelerin yakıt olarak yakılan kömür, aydınlatma için kullanılan gaz vb. gibi bir bölümü, emek sürecinde, ürüne madde olarak girmeden tüketilirlerken, yardımcı maddelerin bir başka bölümü ürüne cismen girer ve onun tözünün malzemesini oluşturur. Ne var ki, dolaşım açısından ve dolayısıyla devir tarzı açısından bütün bu farklılıklar hiçbir önem taşımaz. Yardımcı ve ham maddeler, ürünün oluşumu sırasında tümüyle tüketildiklerinde, değerlerinin tümünü ürüne aktarır. Bundan ötürü bu değer tümüyle ürün tarafından dolaştırılır, paraya çevrilir ve paradan yeniden metanın üretim öğelerine dönüşür. Onun devri sabit sermayeninki gibi kesilmez, biçimlerinin tüm devresinden sürekli olarak geçer.” Böylece bu üretken sermaye öğeleri sürekli olarak aynen yenilenir.

Kapitalist emek gücünü belirli bir zaman için satın alıp üretim sürecine kattığında, bu emek gücü onun sermayesinin değişen kısmını oluşturur. Emek gücü, günlük faaliyetinde ürüne yalnızca kendi tüm günlük değerini eklemekle kalmaz, ayrıca bunun üzerine bir de artı-değer katar. Emek gücü, örneğin bir haftalığına satın alınıp işlevini yerine getirdikten sonra, onun satın alımının alışılagelmiş zaman aralıklarıyla sürekli yenilenmesi gerekir. Üretim devresinin kesintiye uğramaması için, emek gücünün işlev görürken ürüne eklediği ve ürünün dolaşımıyla paraya dönüştürülen değerinin eşdeğeri, paradan sürekli olarak yeniden emek gücüne dönüştürülmeli, yani sürekli olarak kendi devrini yapmalıdır.

Artı-değer konusuna şimdilik değinmemek koşuluyla ifade edilecek olursa, demek ki üretken sermayenin emek gücüne yatırılan bölümü de tümüyle ürüne geçmektedir. Bu sayede, dolaşım alanında geçirilen iki başkalaşımı (M-P ve P-M) ürünle birlikte yaşamakta ve bu sürekli yenilenme temelinde üretim sürecinin hep bir parçası durumunda kalmaktadır. Bu nedenle, üretken sermayenin sabit sermaye dışında kalan üretim araçlarına yatırılan değer parçası ile emek gücünün devir konusundaki özellikleri ortaktır. Bunlar sabit sermaye karşısında döner ya da akışkan sermaye olarak yer alırlar.

Hatırlanacağı üzere, kapitalistin işçiye emek gücü kullanımı için ödediği para, gerçekte işçinin zorunlu geçim araçlarının genel eşdeğer biçiminden başka bir şey değildir. Bu bakımdan, değişen sermaye öz olarak geçim araçlarından oluşur. “Ama devri incelediğimiz durumda bu bir biçim sorunudur. Kapitalist, işçinin geçim araçlarını değil, emek gücünün kendisini satın alır. Kapitalistin sermayesinin değişir bölümü, işçinin geçim araçlarından değil, onun faal emek gücünden oluşur. Kapitalist, emek sürecinde, işçinin emek gücünün kendisini üretken şekilde tüketir; işçinin geçim araçlarını değil.” Kendi emek gücü karşılığında aldığı parayı, bunları yeniden emek gücüne dönüştürmek, kendisini hayatta tutmak için geçim araçlarına çeviren, işçinin kendisidir. İşçiye ücretinin bir bölümü geçim araçlarıyla, ayni olarak ödense bile, bu şimdi ikinci bir işlem demektir. Bunun böyle olması, ödemenin yalnızca biçimini değiştirir; işçinin gerçekte sattığı şeyin kendi emek gücü olması olgusunu değiştirmez. Demek ki, sabit sermayenin karşısında döner sermaye niteliğine bürünen, işçinin geçim araçları ya da onun emek gücü değildir. Bu niteliğe bürünen, üretken sermayenin emek gücüne yatırılan ve devir biçimi nedeniyle sabit sermayeyle karşıtlık oluşturan sermaye-değer parçasıdır.

Döner sermayenin emek gücüne ve bazı üretim araçlarına karşılık gelen değeri, üretilen ürüne ait sabit sermaye kısmının hacmiyle belirlenen üretim ölçeği ve buna bağlı üretim zamanı için yatırılır. Bu değer ürüne bir bütün olarak girer ve ürünün satışıyla dolaşım alanından tümüyle geri döner ve böylece yeniden yatırılabilir. Döner sermaye bileşenlerini barındıran emek gücü ve üretim araçları, ürün oluşturulup satıldıktan sonra, sürekli olarak para biçiminden tekrar üretim öğelerine dönüştürülerek yerlerine konulmalı ve yenilenmelidir. Bunların tek seferde piyasadan çekilen miktarları, sabit sermaye öğelerine göre daha azdır, ama ondan daha büyük bir sıklıkla yeniden çekilmeleri gerekir ve onlara yatırılan sermaye kendisini daha kısa aralıklarla yeniler. Bu sürekli yenilenme, bunların toplam değerini dolaştıran ürünün sürekli devri aracılığıyla sağlanır.

Emek gücü, ürüne sürekli olarak kendi değeriyle birlikte, karşılığı ödenmeyen emeğin cisimleşmiş hali olan artı-değeri de ekler. Bu ek, bitmiş ürünün diğer değer öğeleri gibi sürekli olarak dolaştırılır ve paraya dönüştürülür. Ama burada sermaye değeriyle eş zamanlı olarak devir yapan artı-değerle değil, yalnızca sermaye değerinin devriyle ilgilenildiğinden, artı-değerin şimdilik dikkate alınmayacağını hatırlatır Marx.

Marx buraya dek söylenenlerden çıkan sonuçları sıralar. Özetle belirtmek gerekirse:

1. Sabit ve döner sermayenin biçimsel farkı, üretim sürecinde işlev gören üretken sermayenin farklı devirlerinden kaynaklanır. Devirdeki bu farklılık ise, sabit ve döner sermaye bileşenlerinin değerlerini ürüne aktarma tarzlarının farklı olmasından ileri gelir. Unutulmasın, sabit ve döner sermayeye bölünebilen yalnızca üretken sermayedir. Para-sermaye ve meta-sermaye ise, ancak, kendilerini üretken sermayenin akışkan bileşenlerine dönüştürdüklerinde döner sermaye olabilirler. Fakat iktisat A. Smith’ten beri, para-sermaye ve meta-sermayeyi üretken sermayenin akışkan bölümü ile bir tutma ve böylece döner sermaye kategorisinin altına tıkıştırma yanlışına düşmüştür. Oysa para-sermaye ve meta-sermaye döner sermaye değildir; üretken sermayenin tersine dolaşım sermayesidir.

2. Sermayenin sabit kısmının devri ve bunun için gerekli olan devir zamanı, sermayenin akışkan bileşenlerinin daha çok sayıdaki devirlerini kapsar. Sabit sermayenin bir devir yaptığı sürede, döner sermaye birçok devir yapar. Böylece, üretken sermayenin değerinin bir bölümü bitmiş ürün tarafından dolaştırılırken, başka bir bölümü hâlâ eski kullanım biçiminde bağlı kalmak zorundadır.

3. Üretken sermayenin sabit sermayeye yatırılan değer parçası, üretim araçlarının söz konusu bölümünün işlev göreceği tüm süre için, bir bütün olarak ve tek seferde yatırılmıştır. Dolayısıyla bu değerin tümü, satıcı kapitalist tarafından tek seferde dolaşıma sokulmuş olur. Buna karşılık, sabit sermayenin üretim sürecinde metalara parça parça eklediği değer, bu değer parçalarının piyasada satılıp realize olması sayesinde dolaşımdan ancak parça parça ve yavaş yavaş çekilir.

Sabit sermaye unsurları, örneğin binalar ve makineler yenilenmelerini sağlayacak öğeleri dolaşımdan çekmeden, bunlar sayesinde üretilip dolaşıma sürülen metaların oluşumuna daha uzun ya da daha kısa bir süre boyunca katkıda bulunmaya devam ederler. Dolayısıyla da bu süre boyunca kapitalistin yatırımda bir yenileme yapmasını gerektirmezler. Sabit sermayeye yatırılan paranın tümünün dolaşım alanında yeniden üretim araçlarının maddi biçimine dönüşmesi (örneğin yeni makine ve binaların satın alınması), ancak, üretim aracının işlev yapma süresinin bitiminde, yani üretim aracı tümüyle tüketildiğinde gerçekleşir.

4. Üretim sürecinin kesintisiz olması için, döner sermayenin öğeleri de aynı şekilde üretim sürecinde bağlıdır. Ne var ki, bu şekilde üretim sürecine bağlanmış olan döner sermaye öğeleri tüketilip sonra da aynen yenilendikleri halde, sabit sermaye öğeleri var olmayı sürdürdükleri süre boyunca bunların yeniden satın alınmaları gerekmez.

(devam edecek)

2 Temmuz 2022