Tarihsel deneyimler de gösteriyor ki sınıf içinde sebatkâr ve sistematik bir örgütlü mücadele perspektifinde ısrar eden bir devrimci önderliğe sahip olduğunda, işçi sınıfı burjuvazinin her türlü hile ve oyununu alt edecek güçtedir. Öte yandan, işçi sınıfını “ideolojik önder” konumuna indirgeyen, sınıfın yerine ikame ettiği “öncü müfreze”nin iradeciliğine bel bağlayarak sansasyonel eylemlerle devrime ulaşmaya çalışan örgütler ne kadar adanmış ve fedakâr kadrolardan müteşekkil olurlarsa olsunlar, niyetlerinden bağımsız olarak devrimci enerjilerini çıkmaz sokaklarda heba etmeye mahkumdurlar.