Gerçek dönüşüm, üretim ve toplumsal yaşamın kolektif olarak yeniden kurulmasına bağlıdır. Yabancılaşmanın ortadan kalkması, ancak insanların üretimi bilinçli ve ortak bir biçimde kontrol ettiği bir toplumsal düzenle mümkündür. Son olarak, “Burjuva düzenin insanlığı uçuruma sürükleyen ideolojik baskılarına boyun eğmek, tefessüh etmiş kapitalist zamanın ruhu önünde teslim olmak, insanın kendini insan yapan toplumsal özünden vazgeçip tamamen yalnızlaşması, zavallılaşması ve kapitalizm karşısında ruhsuz bir köleye dönüşmesinden başka bir anlam ifade edemez. Fakat ne mutlu ki, toplum bütünüyle yozlaşmaya teslim olan unsurlardan oluşmamakta ve insanlık tarihi hiç de «böyle gelmiş böyle gider» ekseninde yol almamaktadır.