
14 Haziran Cuma günü, İran İslam Cumhuriyeti’nde, devrimin 34. yılında, 11. kez cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Suriye’deki kanlı iç savaşın sürdüğü, emperyalist paylaşım kavgasının derinleştiği koşullar altında yapılacak bu seçim, gerek İran’daki rejimin dışarıya açılması bakımından gerekse emperyalist kapışmada takınılan tutumlar bakımından önem arz ediyor. İşçi sınıfı açısından yasal siyasi ve ekonomik mücadele olanaklarının bulunmadığı İran’da, son dönemlerde yapılan seçimlerin hemen hepsi burjuva güçlerin birbirleriyle mücadelesinin arenasına dönüştü. Bu seçimde de durum farklı gelişmiyor. Seçimlere girebilecek adayların onaylanması süreci büyük tartışmalarla geçti. 2005’ten bu yana cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmekte olan Mahmud Ahmedinecad’ın yasalar gereği bir kez daha aday olamayacağı bu seçimlere, 686 kişi aday olmak için başvurdu. Rejimin farklı tonlardaki savunucularıyla birlikte pek çok “reformcu” aday ortaya çıktı. Ancak bunların adaylık statüsüne geçebilmeleri için Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından uygun görülmeleri gerekiyordu. Konsey, başvuranlardan sadece 8’ine cevaz verince ve bunların arasında kuvvetli görülen bir “reformcu” aday ve bunun yanı sıra mevcut Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın desteklediği Meşai olmayınca, İran’da alttan alta yürüyen burjuva kapışma bir kez daha gün yüzüne çıktı ve egemen sınıf içinde ipler yeniden gerildi. Egemen sınıf içerisindeki bu kapışma önümüzdeki süreçte İran’da iç siyasetin ne denli kırılgan bir yapıya sahip olacağının işaretlerini veriyor. Geçen birkaç yıla damgasını vuran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad ile dini lider Hamaney arasındaki çekişmenin ardındaki güçler için, bu seçimle birlikte mücadelenin bitmeyeceği, daha da derinleşeceği ortaya çıktı. Üstelik bu güçlerin karşısında bir de reformcular olarak bilinen ve bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerine damgasını vuran kesimler ve diğer muhalifler var. Yani İran’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri birtakım önemli siyasi gelişmelere kapı aralayabilir. Adaylıkları reddedilen isimlerden iki tanesi iç siyasetteki kırılganlığın artmasında özellikle önemli olacaktır. Bunlardan, Ahmedinecad’ın dünürü ve başdanışmanı olan İsfendiyar Rahim Meşai, Ahmedinecad’ın desteğini alenen almış bir isimdi. Ancak Ahmedinecad’ın tüm baskılarına rağmen adaylığı Konsey tarafından kabul edilmedi. Yetkilerini kullanmak isterken maruz kaldığı müdahaleler yüzünden dini lider Hamaney ile mücadele içerisinde olan Ahmedinecad, bir süreden beri “önemli kişilerin” yolsuzlukları hakkında elinde bilgi ve belgelerin olduğunu ima ederek yasalar üzerinden açamadığı kanalları şantaj yoluyla açmaya çalışıyordu. Hatta geçtiğimiz aylarda bir bakana yönelik gensoru görüşmesi sırasında bakanı savunmak için Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada, Meclis Başkanı Ali Laricani’nin kardeşlerinden birisinin rüşvet teklif ettiği iddia edilen ses kaydını milletvekillerine dinletmişti. Ahmedinecad’ın bu yolla kendi adayının cumhurbaşkanlığı seçiminde onaylanmaması durumunda elindeki belgeleri ifşa ederek siyasi kriz çıkaracağı anlaşılıyordu. Velayet-i fakih (dini rehberlik) kurumu etrafında şekillenen güçler tarafından Ahmedinecad-Hamaney çekişmesinin sorumlusu olarak görülen Meşai’nin adaylığını ilan etmesi ve Ahmedinecad’ın ona açık desteğine rağmen Meşai’nin adaylığının reddi Dini Rehber ve çevresinin Ahmedinecad’ın şantajına boyun eğmediğini göstermektedir. Ekibi ile birlikte tasfiye edilme tehdidi ile karşı karşıya kalan Ahmedinecad ise Meşai’nin adaylığının reddine karşı “son dakikaya kadar” mücadele edeceğini ve bu problemin çözüleceğini umduğunu açıklayarak önümüzdeki süreçlerde sürpriz müdahalelerinin olabileceğinin işaretlerini vermektedir. Adaylığı reddedilen ve seçimlere girmesi halinde kazanması en muhtemel isim olan Haşimi Rafsancani tartışmalarda öne çıkan ikinci kişi oldu. Merkez muhalefetin ve reformcuların oylarına talip olan Rafsancani’nin adaylığının reddi, esasında Meşai’nin reddinden daha büyük ses getirdi. 1989 yılında Hamaney’in Dini Rehber olmasını sağlayan ve onun tarafından Konsey üyeliğine atanan Rafsancani’nin adaylığının reddedilmesine Humeyni’nin kızı Zehra Mustafavi bile tepki göstererek dini lider Ali Hamaney’e mektup gönderdi. 1989 ile 1997 arasında cumhurbaşkanı olan 78 yaşındaki Rafsancani’nin, İran’ın mevcut siyasi yapısına göre ılımlı sayılabilecek ekonomik ve diplomatik açılım projeleri şimdi “muhafazakâr” olarak tanımlanan iktidardaki kesimlerin tepkisiyle karşılaşmıştı. Rafsancani bu nedenle 2000 ve 2005’teki seçimleri kaybetmişti ama bu seçimlerde etrafında geniş bir destek sağlamıştı. Reformcuların da desteğiyle Rafsancani’nin sistemi bir ölçüde liberalleştirmesi bekleniyordu. İslami rejimin tesisinde etkili olan sayılı birkaç kişi arasında yer alan eski cumhurbaşkanı Rafsancani’nin adaylığının reddedilmesi, rejimin dayandığı çevrenin ne ölçüde daraldığını ve otoriterleşmesinin ne denli kuvvetlendiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymuş oldu. Özellikle emperyalist paylaşım kavgasının yarattığı koşullarda iktidardaki kesimlerin herhangi bir gevşemeye tahammüllerinin olmadığını açıkça gözler önüne serdi. Adaylığı kabul gören ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine girecek olan 8 adaydan sadece ikisi reformculara hitap ediyor. Bunlar Hasan Ruhani ve Muhammed Rıza Arif. Ancak her ikisi de reformcuların başlıca tercihleri değil. Daha önce Hatemi ve Rafsancani ile çalışan Ruhani, aynı zamanda uzun yıllardan beri Hamaney’in Ulusal Güvenlik Konseyi’ndeki temsilciliğini de yapmıştır. Seçim sloganı “İtidal, Akıl ve Basiret” olan Ruhani aslında hem reformculara hem de muhafazakârlara hitap edebilmektedir. İhtiyatlı bir diplomat profili çizen Ruhani’ye ayrıca Rafsancani’nin de destek verebileceği düşünülüyor. Reformculuğu daha belirgin olan diğer aday Rıza Arif ise Hatemi döneminde yaptığı cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ile tanınıyor. Sessizliği ile dikkat çeken Arif’e seçimler için tanınan şans oldukça az. Seçimlerde en çok öne çıkan adaylar ise Said Celili ve Muhammed Bakır Kalibaf. İran adına nükleer müzakereleri yürüten şimdiki Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Said Celili, molla rejiminin ikinci neslinden bir yönetici. Irak savaşına da katılmış bir savaş gazisi olan Celili, “mütevazı” hayatı ile sempati topluyor. Hamaney’e yakınlığı ve güvenlik meselelerindeki hakimiyeti nedeniyle de seçimlerin favorisi olarak görülüyor. Bu seçimlerin diğer favorisi Muhammed Bakır Kalibaf da İran-Irak savaşı sırasında cephede bulunmuş. 2005’ten beri Tahran Belediye Başkanlığı yapan Kalibaf bu görevi nedeniyle iyi tanınmakta ve epeyce geniş bir kesim tarafından başarılı bulunmakta. Kalibaf, “daha iyi ekonomi ve insanlar için hayat” sloganıyla oy toplamaya çalışıyor. Daha çok “eski nesli” temsil eden diğer adaylar Muhsin Rızai, Gulamalı Haddad Adel, Ali Ekber Velayeti ve Muhammed Harrazi’ye ise çarpıcı bir değişiklik olmazsa seçimlerde fazla şans tanınmamakta.