Olağanüstü rejimlere veya polis devletine has uygulamaların, otoriterleşme eğilimlerinin, baskıların, anti-demokratik politikaların dünyanın her yerinde arttığı bu dönemde, Türkiye gibi ülkelerde ise, “basın özgürlüğü”ne ait son kırıntılar da giderek geri alınmaktadır. Söz konusu ülke Türkiye olunca, tarihinin hiçbir döneminde, Batılı ülkelerdekine benzer bir “basın özgürlüğü”nden söz etmek mümkün değildir. Ancak özellikle son birkaç yıllık süreçte ciddi bir daralma olduğu da açıktır. Köşeye sıkışan Erdoğan-AKP iktidarının, özellikle de kriz-savaş konjonktüründe, muhalif ve düzen karşıtı güçlerin üzerine daha fazla gideceği de açıktır. Bonapartlaşan Erdoğan’ın yeni Türkiye’sindeki gidişat, bu saldırılara karşı direnmeyi ve gerçekleri teşhir etmeyi her geçen gün daha fazla zorunlu kılmaktadır.