Bu yıl, 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişinin 56. yıldönümü. Takvimlerin bu yaprağı, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihi açısından elbette çok önemli bir gün. Bizim gibi mücadeleci işçiler ve sınıf devrimcileri açısından hem direnişin kendisi hem de öncesi ve sonrası deneyimlerle dolu. Bu yüzden onu tekrar tekrar hatırlamanın, sorgulamanın ve öğrenmenin ne kadar önemli bir ihtiyaç olduğunu biliyoruz.
Sadece yaşadığımız günü görmek, dünyayı ve hayatı sadece bugünden bakarak yorumlamaya çalışmak büyük yanılgılara sürükleyebilir insanı. Hele de baskının, zorbalığın, karanlığın alabildiğine arttığı bugünlerde… Gözün ilk gördüğüne kapılmak, sadece yüzeydekine bakmak kolaylıkla karamsarlığa sürükler. Hâlbuki dünya üzerinde sınıfımız karanlık dönemlerden geçtiği gibi görkemli mücadeleler de verdi. Peki bugün eksik olan ne? İşte tüm bunları görmenin yolu sınıfımızın tarihine devrimci bir perspektiften bakmayı gerektiriyor.
Yaşadığımız ve mücadeleyi büyütmeye çalıştığımız bu topraklarda egemenler, sınıfımızın mücadele tarihiyle bağlarını koparmayı maalesef büyük oranda başardı. Ama yine de bu bağları tekrar kurmaya çalışan, sınıfımızın tarihini bugünün işçi kuşaklarına aktarmak için canla başla çalışanlar da var. Marksist Tutum sitesi sınıfımızın tarihini öğrenmek için muazzam bir kaynak. Bizler de 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişini tekrar hatırlarken, düşündürdüklerini paylaşmak istedik.
15-16 Haziran demek en başta umut demektir. Sınıfımızın örgütlü olduğunda, mücadeleci sendikaları, mücadele örgütleri, öncüleri olduğunda nasıl sınıf bilincini ve cesaretini kuşanabildiğini bize hatırlatan en önemli örneklerden biridir. 1960 öncesine baktığımızda işçi sınıfı açısından yasaklarla ve sessizlikle geçen onyıllar görürüz. O yıllarda kim tahmin edebilirdi sınıfımızın grev yasaklarını parçalayacağını, görkemli mitingler organize edeceğini, işyerlerinde, mahallerinde örgütleneceğini, işgaller gerçekleştireceğini, haklarını söke söke söke alacağını, sermaye sınıfına şehirleri dar edeceğini…
Türkiye işçi sınıfı tüm bu saydıklarımızı gerçekleştirdi, görkemli mücadeleleri sınıfımızın tarihine yazdı. 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi yükselen sınıf hareketinin zirveye ulaştığı bir eylemdi. İşçiler iki gün boyunca kadınıyla erkeğiyle, tüm cesareti ve kararlılığıyla gücünü ortaya koydu. Köhnemiş olanı yıkıp yerine insanlığa yakışanı inşa edebilecek olan yegâne gücün işçi sınıfı olduğunu gösterdi. İnanmamız gerekenin, büyütmek için uğruna emek vermemiz gerekenin, umudumuzu bağlamamız gerekenin yalnızca sınıfımızın mücadelesi olduğunu gösterdi.
Biliyoruz ki Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinden bu görkemli direnişi öğrenmeli, öğretmeli, hatırlamalı, dersler çıkarmalıyız. Ama en önemlisi bu zirveyi aşacak yeni mücadele dalgalarına hazırlanmalı, zor koşullarda bile işçi sınıfının mücadelesini büyütme çabasından vazgeçmemeliyiz. İşçi sınıfının içinde barındırdığı devrimci potansiyelin ancak örgütlü bir güç haline geldiğinde ortaya çıkacağını unutmamalıyız. Günün karanlığına teslim olmamalı, tarihsel iyimserliğimizi kuşanmalıyız. Dünya işçi sınıfı hem geçmişte hem de bugün baskı ve zorbalığa, haksızlıklara, yoksulluğa, savaşlara karşı mücadele etti, ediyor. Sınıf devrimcileri olarak yürekten inanıyoruz ki işçi sınıfı başladığı işi bir gün mutlaka bitirecek.
link: İstanbul/Avcılar’dan MT okuru kadın işçiler, 15-16 Haziran’dan Öğrendiklerimizle Mücadeleyi Büyütüyoruz, 16 Haziran 2026, http://fa.marksist.net/node/8785


