Yeryüzünün bereketli topraklarından bir parça olan Anadolu zenginliklerle yüklüdür. Her bir bölgesi farklı bir doku, farklı bir iklim, farklı kültürler barındırır. Dağları, ovaları bin bir çeşit bitkiyle, çiçeklerle dolar taşar bahar geldiğinde. Gölleri, akarsuları, nehirleriyle akıp giden canlılar gibi bazen bir ses, bazen bir söz öbeği dolaşır yanı yöreyi ve büyür gitgide. Fakat “…anlamak yasak değil benim ülkemde anlatmak yasak…” dediği gibi şairin, bu topraklarda bazı sözler daha akla düştüğü anda direnişçidir. İnatçı parmaklardan işlenerek kâğıda, zamanları aşar, zulme kafa tutar, gelir ve düşer önümüze. Bu inatla yazan ellere sahip, yüreği ezilenlerden yana atan şairlerimizden biri de Hasan Hüseyin Korkmazgil’dir. O ne zaman oynatsa kalemini, Anadolu’nun dağları dile gelmiş, yoksul köylülerin beli doğrulmuş, alnı terli işçilerin öfkesi taşmış, çiçekler, yapraklar, kuşlar kendi rengini, sesini bulmuştur dizelerinde.