25 yıl önce kaybettiğimiz Zehra Kosova, hem bir kadın işçi olarak hem de bir komünist olarak, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde önemli izler bıraktı. Bizler de bu vesileyle Kosova’yı ve mücadelesini hatırlamak, hatırlatmak istedik.
Zehra Kosova, 1910’da tütün işçisi bir ailenin çocuğu olarak Kavala’da dünyaya geldi. 1923’te Türkiye ve Yunanistan hükümeti arasında yapılan mübadele anlaşması sonucu ailesiyle birlikte Yunanistan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. Kosova ailesi Tokat’a yerleşti. Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan diğer tütün işçileriyle birlikte bildikleri işi yapıp geçinebilmek için imza topladılar, Tokat’ta tütün işletmeleri açılmasını sağladılar. Kosova, daha üçüncü sınıftayken okulu bırakmak zorunda kaldı ve tıpkı diğer çocuklar gibi bu işletmelerde çalışmaya başladı. Tütün işçileri ve çocukları üç kuruşa çalışırken, sermaye sahipleri iyice semirip büyüyordu.
Osmanlı zamanında Kavala, Üsküp ve Selanik farklı milletlerden işçilerin bir arada yaşadığı ve o döneme göre işçi sınıfının mücadelesinin ileri olduğu bölgelerdi. Osmanlı’da 1908’de II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte kısa süreli bir özgürlük ortamı doğmuştu. O dönemde İstanbul, Selanik ve İzmir gibi büyük üretim merkezlerinde yüzlerce grev patlak verdi. İşçiler kendi aralarında ilk dernek ve sendikaları kurmaya başladılar. Artan grevler karşısında hükümet Tatil-i Eşgal Kanununu çıkararak yükselen işçi hareketini denetim altına almaya çalıştı. Yine 1909 yılında Osmanlı’da farklı milletlerden işçilerin katılımı ile ilk 1 Mayıs Üsküp ve Selanik’te kutlanmıştı. İşçilerin talepleri iş saatlerinin kısaltılması, ücretlerin yükseltilmesi, emeği koruyacak yasaların çıkarılmasıydı. Mübadele sonrasında tütün işçileri mücadele geleneğini de beraberlerinde getireceklerdi. Mübadil işçiler yerleştirildikleri yerlerdeki işçilerle birlikte düşük ücretlere ve zorlu çalışma koşullarına karşı mücadele ettiler, bu mücadelelere öncülük ettiler. Bu, işçi sınıfının mücadele tarihinde elde edilen deneyimlerin mücadele içerisinde ortaklaştırıldığını, yayıldığını, aktarıldığını gösteriyor bize bir kez daha. Bilinçlenen işçiler dünyanın her yerinde işçi sınıfının kaderinin ortak olduğunu ve bu kaderin ancak mücadele ile değişebileceğini bilirler.
Zehra Kosova, işçilik hayatının başlamasıyla birlikte sezgileriyle sınıfsal çelişkileri kavramaya başlar. Katıldığı eylemler ve grevlerle işçilik bilinci gelişir. Daha sonra yolu sosyalist işçilerle kesişir ve mücadeleye TKP içerisinde devam eder. Tütün işçileri arasında güçlü örgütlü bağlar kurar. Sendikal çalışmaların, eylemlerin, grevlerin örgütlenmesinde yer alır. O artık sınıf çelişkilerinin farkında olan ve kendisi gibi tüm işçilerin kurtuluş yolunun bu düzene karşı örgütlü mücadeleden geçtiğini bilen bir kadın devrimcidir. Zehra Kosova, 1934’te TKP tarafından eğitim için Rusya’ya gönderilir. Rusya’ya niçin gittiğini ve bu düzeni değiştirme tutkusunu Ben İşçiyim adlı kitabında şu cümlelerle anlatır. “Geride bıraktığım yaşlı bir kadın, annem ve on yaşında bir kız kardeşim vardı, ikisinin de benden başka kimseleri yok. Ama bu ülkede onlar gibi binlerce insan hatta daha kötü durumda olanlar vardı. Artık kafamda idealim, inançlarım ve insanlar için daha güzel bir dünya özlemi vardı.” Rusya’dan döndükten sonra işçiler arasında örgütlü mücadele yürütmeye devam eder. Partinin kendisine verdiği görevlerle tutkuyla mücadelesini sürdürür.
II. Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte egemenler işçi sınıfına ve mücadeleci önderlerine saldırılarını arttırırlar. Tutuklamalar, işkenceler, baskılar birbirini izler. Tüm bu koşullara rağmen Zehra Kosova mücadele etmekten geri durmaz. Hayatın getirdiği zorluklara ve egemenlerin baskılarına boyun eğmeden sınıf mücadelesi içerisindeki duruşunu korur. Hapishanelere atıldığında bile çalışmaya, üretmeye, öğrenmeye devam eder, çevresine örnek olur. Ve ömrünün sonuna kadar da daha güzel bir dünya yaratmak için örgütlü mücadele içerisinde yer alır.
Zehra Kosova 18 Ağustos 2001’de hayata gözlerini yumdu. Geride kalanlara, özellikle mücadeleci kadınlara, onurlu, namuslu, mücadeleci bir devrimcinin deneyimlerle dolu yaşam hikâyesini bıraktı. Zincirlikuyu’daki sade mezar taşında mermerden bir tütün yaprağı bulunuyor ve “Tütüncü Zehra Kosova – Onuruyla Yaşadı, Saygıyla Anılıyor” diye yazıyor. Bizler mücadeleci kadın işçiler olarak onu bir kez daha saygıyla anıyor, mirasına sahip çıkarak işçi sınıfının sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurma mücadelesinde yolumuza karalılıkla devam ediyoruz.

link: Gebze’den metal işçisi kadınlar, Muhacir, Tütün İşçisi ve Sosyalist Zehra Kosova, 18 Ağustos 2026, https://fa.marksist.net/node/8818


