İspanya’da etkisi hızla artan ve reformist solun gözbebeği haline gelen Podemos üzerinde durmak istiyoruz. Bu partinin “ideoloji”sinin son yıllarda Türkiye sol hareketinde de (özellikle Gezi hareketinin ve Kürt hareketi bağlamında da Öcalan’ın “teorik açılımları”nın etkisiyle) yaygın bir kabul görmeye başlayan politik yönelimle örtüşmesi, bu yazıyı yazma ihtiyacının temelini oluşturuyor. Bu yönelimin “teorik” altyapısını, sınıfın yerine “çokluk”u, “halk”ı vb. koyan; toplumsal değişim ve dönüşümün ateşleyici gücü olarak sınıf hareketinin yerine muğlak bir “sokak” söylemi eşliğinde “yeni toplumsal hareketler” denilen hareketleri (kadın hareketi, ırk ayrımcılığına karşı yükselen hareketler, öğrenci hareketleri, çevre hareketleri, savaş ve “küreselleşme” karşıtı hareketler, eşcinsel hareketi, yerli hareketleri, gecekondu direnişleri, göçmen isyanları vb.) ikame eden; kapitalizmi devrim yoluyla ortadan kaldırmayı değil bu tür mücadeleler sayesinde demokratik temellerde dönüştürmeyi amaçlayan bir anlayış oluşturuyor.