Mesele dönüp dolaşıp, kitlelerin haklı tepkilerini doğru bir bakış açısıyla gerçek soruna, kapitalizme yöneltecek bir devrimci önderlik sorununda düğümlenmektedir. Son protesto örneklerinde de görüldüğü üzere, düzen güçleri, medyadan akademiye, siyasi partilere, ellerindeki tüm olanakları seferber ederek, kitlelerin tepkisini yanlış yerlere kanalize ederek sönümlendirmeye çalışıyorlar. Bunlar, Trump’ın yerine Clinton’un ya da bir başka düzen aktörünün geçmesiyle sorunun halledileceği yanılsamasını yayıyorlar. Oysa mesele kişiler ya da onların izlediği politikalar değil başlı başına bir sistem sorunudur. Kapitalist sistem, bir burjuva liderin yerine daha “demokrat” bir başkasının getirilmesiyle, kısmi dokunuşlarla, reformlarla, vergi düzenlemeleriyle vb. iyileştirilemez. O köklü bir devrimle temellerinden yıkılmak zorundadır. İşçi ve emekçi kitleler bunu bizzat yaşayarak göreceklerdir; ayağa kalkarak, düşerek, yenilerek, ama sonrasında tazelenmiş bir güçle ve gözü açılmış bir şekilde yeniden kavgaya atılarak... Ve yarım bıraktıkları işi devrimci önderliklerinin yol göstericiliğinde nihayetinde tamamlayacaklardır.