Sosyal medyada, televizyonlarda, billboardlarda düzenli olarak “çevreci” reklâmlar görüyoruz. Karbon ayak izimizi düşürmemiz ve gezegenimizi daha yaşanılabilir hale getirmemiz gerektiği sürekli öğütleniyor. Ama bu büyük bir aldatmacadan ibaret.
BP, 2004 yılında resmi sitesine eklediği bir hesaplama uygulamasıyla, insanların günlük araba kullanma alışkanlıklarını, uçuş sayılarını, duşta geçirdikleri süreyi ve benzeri unsurları girerek kendi karbon ayak izlerini hesaplamalarını sağlıyordu. Kampanya aslında karbon salımının yüksek çıkması durumunda insanların kendilerini duyarsız bir birey olarak hissetmelerine zemin hazırlıyordu. Diğer büyük firmalar da bu reklâm kampanyalarına destek vermekte gecikmedi elbette. Enerji tekelleri, teknoloji devleri, gıda ve içecek üretiminin önde gelen şirketleri buna benzer “farkındalık” ve “sorumluluk” kampanyalarıyla insanlara “Dünyaya ne kadar zarar veriyorum?” sorgulaması yaşatmaya devam ettiler. Yapay zekânın yaygınlaştığı bugünlerde ise, yapay zekâ kullanımının enerji ve su tükettiği gerekçesiyle gereksiz kullanımının sınırlandırılması, kullanıldığı durumlarda ise “gereksiz kelimeler kullanılmaması” yönünde çeşitli tavsiyelerle karşılaşıyoruz.
Yaşadığımız dünyada kaynakların sınırlı olduğunu biliyoruz. Elbette kaynaklarımızı kullanırken bilinçli olmak önemli. Ancak plastik tüketimi gibi konularda bireylere suçluluk duygusu yükleyerek, dünyaya verdikleri küresel ölçekli zararı maskelemeye çalışan şirketlerin tüketimine de bakmamız gerekmiyor mu? 2009 yılından itibaren her fırsatta geri dönüşüm çağrısı yapan Coca Cola, dakikada yaklaşık 200.000 plastik şişe üretmeye devam ediyor. Bu üretim yılda yaklaşık 3 milyon ton plastiğe denk geliyor. Bu miktar, 40 milyon insanın bir yılda kullandığı toplam plastik miktarına eş değer!
Sözde “çevreci” kimliğiyle öne çıkan ExxonMobil, son 50 yılda,100 milyon insanın ömür boyu çıkaracağı karbon emisyonundan daha fazla kirlilik yaratmış durumda. Benzer şekilde Apple ve diğer teknoloji devleri de “karbon nötr” hedeflerini duyururken, her yıl milyonlarca cihazı planlı eskitme yoluyla piyasadan düşürerek elektronik atık dağlarının büyümesine katkıda bulunuyor. Sadece 2022 yılında dünyada yaklaşık 59 milyon ton elektronik atık ortaya çıktı; bu, dünyadaki tüm uçakların toplam ağırlığından fazla! Üstelik bu atıkların yalnızca yüzde 17’si geri dönüştürülebiliyor.
Küresel ölçekte yalnızca 100 şirket, tüm kirliliğin ve karbon ayak izi salımının yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu. Tablo bu kadar nettir. Durum böyleyken, dünyanın tüm kaynaklarını sömürmelerine ve yağmalamalarına rağmen, işçi sınıfından hem daha az tüketmesini hem de daha az yer kaplamasını istiyorlar. Suçu insana, yani bize yıkmaya çalışıyorlar. Bizlere yüklemeye çalıştıkları suçluluk duygusu, ekolojik krizin asıl sorumlularını gizleyen bir oyalama ve dikkat dağıtma stratejisinden başka bir şey değildir. Bu konuda çok uyanık olmalıyız ve dünyayı giderek yaşanmaz bir yer haline getiren bu sömürü sistemine karşı örgütlenip onu ortadan kaldırmalıyız.
link: İstanbul’dan MT okuru bir genç, İnsanlar Suçlu, Dev Şirketler Masum!, 10 Ağustos 2025, https://fa.marksist.net/node/8572
Sermaye Çocukları ve Gençleri Ucuz İşgücü Olarak Sömürmeye Doymuyor!
Geçmişten Bugüne ABD’nin Savaş Yalanları




